
“Deprem yıkıcı, kış soğuk. İnsanlar üşüyor, en çok da bebekler ve çocuklar. Ne yapsak da yetemiyoruz, yetişemiyoruz. Sıcacık evlerimizde, elimize bir fincan sıcak içeceğimizle seyrederken pencereden yağmuru, üşümediğimizden utanır haldeyiz. Bedenimiz sıcacık ama ruhumuz üşüyor aslında.”
O zaman; vanicinoruyoruz.com
Yurt dışındaki en iyi okullarda eğitim görmüş başarılı Türk gençleri tarafından kurulan ve kar amacı gütmeyen LADDER okulların malzeme ihtiyacını karşılamaya yönelik güçlü bir dijital platform oluşturdu. Milli Eğitim Bakanlığı’nın resmi protokol imzalayarak desteklediği “Bir Silgi Bir Kalem” projesi, www.birsilgibirkalem.org adresinde bağışçılar ve ihtiyaç sahibi kurumları biraraya getiriyor.
Hatırlıyorum, daha ortaokul sıralarındayız. Osmanlı’nın destansı hikayelerini dinliyoruz, hep iyi ve üstün taraflarıyla öğrendik. İşin asıl kötü tarafı ise bir diğer tarafı tam anlamıyla kötülemekti. Eğer Osmanlı’nın karşısında biri varsa savaşılmayı haketmiş bir şey yapmıştı, ya da Avrupa bizden sadece bilimsel alanda üstünde, ahlakı çökmüştü. Hepsinin yanlış olduğunu iddia etmiyorum, doğruluk payları elbette var fakat bir çekememezlik veya sürekli karşılaştırma, üstünlüğünü kanıtlama gibi bir niyet seziyor musunuz şimdi dönüp geçmişe baktığınızda? Bence tarihten alınacaklar dersler vardır, gurur duyulacak bir tarihiniz olabilir, bununla övünülebilir fakat övünülecek şey başkasının sadece ama sadece kötü taraflarından bahsetmek olamaz.
İskender Pala o zamanlara dönüyor bu romanında, postmodern diyebiliriz bu roman için.
Önbaskıdan imzalı bir şekilde okuduğum Lüsyen hakkında yazma fırsatını şimdi bulabildim. Nâmık Kemal’in “Hamid! Sana kendi adından daha yüksek bir hitap bulamadım!” dediği yaşadığı dönemde en büyük şair olarak kabul edilen, Makber’i şairi, Şair-i Âzam, 60. yaşındaki Abdülhak Hámid ile Belçikalı bir genç hanım olan Lüsyen’in aşk hikayesi bu.
Abdülhak Hámid tarafından yayınlanan Lüsyen’in mektupları ve çeşitli yan kaynaklarla oluşturulan eserin diğer bir yüzü olan Hámid’in mektupları kayıp. Can Dündar’ın “Lüsyen’in arşivi gelirse kitabı baştan yazacağım.” sözü, bu konuda ne kadar perişan halde olduğuna dair bir kanıt olsa gerek.
Paulo Coelho ‘yu esrarengiz ustası J. ‘nin tavsiyesi ile Rusya’ya savuran ‘Kendi krallığını arayış’ yolculuğundan arta kalanlar, kendi ruhuna doğru yürüyüp bambaşka bir insan olma hikayesi ‘Elif’ kitabı. Işık çemberi, esrarengiz olaylar, ruhların geçmişe dönüşleri, keman virtüözü olan Türk kızı Hilâl ile karşılaşmak, Elif noktası, kavramı, hissedilişi…
Coelho ‘nun diğer kitaplarından farklı olarak romanın başkahramanı kendisidir ‘Elif’te. Reenkarnasyon, büyü, sihir gibi kavramlara yazarın diğer kitaplarından aşinaydık, bunlar ‘Elif’te de karşımıza çıkıyor. Ama bu sefer bir eksik olduğu da hemen hissediliyor.
30 Eylül 1969′da Şili Komünist Parti’den başkan adayı olan Pablo Neruda, o tarihlerde yaptığı bir konuşmasında “Hayatımı şiir ve politika diye ayırmayı hiç düşünmemiştim,” demişti.
Güçlü bir aday olmasına rağmen adaylık koltuğunu Salvador Allende’ye bırakan şair, “Ben, onlarca yıldır ülkemin milli mevcudiyetinin badireler ve zorluklar içinde olduğunu bilerek yaşayan ve insanlarının hem tasasından hem de neşesinden birer parça alan bir Şililiyim.

Kürtçe alfabe otuz bir harften oluşuyor; a, b, c, ç, d, e, ê, f, g, h, i, î, j, k, l, m, n, o, p, q, r, s, ş, t, u, û, v, w, x, y, z
Gorani, Kurmanci ve Sorani olmak üzere üç Kürt lehçelesiyle yazılan Kürt edebiyatıyla ilgili İslamiyet öncesine dair kaynaklar bulunmasa da bazı kaynaklar, Hakkâri doğumlu Ali Hariri’yi ilk Kürt şairi olarak gösteriyor.
Biz insanoğlunun, hayvanlar aleminin ve binlerce çeşit bitkinin yaşadığı Dünya’nın, uzaydan çekilen 64 megapiksellik fotoğrafı yayınlandı. Detaylar haberimizde.NASA, kısa bir süre önce fırlattığı Suomi NPP adlı dünya gözlem uydusudan, inanılmaz yüksek çözünürlükte bir fotoğraf paylaştı.
64 megapiksel çözünürlüğündeki dünya fotoğrafı, her türlü detayıgörebilmemizi sağlıyor.