18/12/2011Biyografi
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Şiir yönünden oldukça zengin olan Türk edebiyatında, dizelerinkahramanıydı o. Gençliğinde sürdüğü bohem ve serseri hayatın ardından, içindeki coşkun suları derin Türk tasavvufunun ışığıyla sakinleştirdi. Ölüm temasına hakim ve insanın içine işleyen şiirleriyle tanınıyordu. Necip Fazıl Kısakürek de aynı dizelerle tutunuyordu yaşamaya… 1980 yılında “Türkçenin yaşayan en büyük şairi/Sultan-üş Şuara” unvanını alması da tesadüf değildi. Dönemin gazete ve dergilerinde kaleme aldığı şiirleriyle toplumsal ve politik olaylara da göndermeler yapan Necip Fazıl, kelimeleriyle resim çiziyor ve sanatçı tavrını her durumda ortaya koymayı başarıyordu. Annesinin arzusuyla araladığı edebiyat dünyasının kapısından girip bir daha da asla geri dönmeyen Necip Fazıl Kısakürek şiir dünyasına izini, yürekte ince ve derin yara gibi bıraktı.

O kadar çok Kitap, Şiir, Deneme, Makale yazdı ki edebiyat literatürüne dava adamı nasıl olunur bir daha gösterdi.
O kadar çok kitap, şiir, deneme, makale yazdı ki edebiyat literatürüne dava adamı nasıl olunur bir daha gösterdi.

Türk şiirinin unutulmaz ustalarından olan Necip Fazıl Kısakürek, 26 Mayıs 1905’te İstanbul’da dünyaya geldi. İstanbul Çemberlitaş’ta, büyükbabasının konağında geçen çocukluk yıllarının ardından ilk ve orta öğremini Amerikan, Fransız kolejleri ve Bahriye Mektebi’nde tamamladı. Fikir ve sanat adamı olması tesadüf değildi Necip Fazıl’ın. Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Akseki ve İbrahim Aksi gibi isimlerle eğitim alan Necip Fazıl Kısakürek, Darülfünun’un Felsefe bölümünden mezun oldu.

Öğrenim hayatındaki başarıları sayesinde Milli Eğitim Bakanlığı’ndan burs kazanan usta şair, Sorbonne Üniversitesi Felsefe bölümünde okumaya hak kazandı. Türkiye’ye geri döndüğünde birçok bankada memurluk ve müfettişlik yaptıktan sonra, üniversitelerde öğretim üyeliği görevinde bulundu. Daha sonraki yıllarda edebiyatı tercih ederek fikir ve sanat çalışmalarına yöneldi ve bir daha da başka bir iş ile ilgilenmedi.

O bir fikir ve sanat adamıydı.
O bir fikir ve sanat adamıydı.

Türkçenin en büyük şairlerinden biri olarak kabul edilen Necip Fazıl Kısakürek, annesinin isteği üzerine şair olmaya yöneldi. Kendisi şair oluşunu şöyle anlatıyordu: “Şairliğim 12 yaşında başladı. Annem hastanedeydi. Ziyaretine gitmiştim. Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter… Bitişikte yatan veremli kızın şiirleri varmış defterde. Haberi veren annem, bir an gözlerimin içini tarayıp: ‘Senin’ dedi, ‘şair olmanı ne kadar isterdim.’ Annemin dileği bana, içimde besleyip 12 yaşıma kadar farkında olmadığım birşey gibi göründü. Varlık hikmetimin ta kendisi… Gözlerim hastane odasının penceresinde, savrulan kar ve uluyan rüzgara karşı kararımı verdim: ‘Şair olacağım’ dedim ve oldum.”

Necip Fazıl'ın en sevilen şiirlerinden Kaldırımlar.
Necip Fazıl’ın en sevilen şiirlerinden Kaldırımlar.

Necip Fazıl Kısakürek henüz 12 yaşındayken annesinin hastane odasındaki isteğini dikkate alarak lisede şairliğe doğru ilk adımlarını attı. İlk şiirleri 1923’te Yeni Mecmua’da yayımlanan usta şair, Milli Mecmua ve Hayat Dergilerinde de şiirleri yayımlanınca adından iyice söz ettirmeyi başardı. İlk başlarda Paris’te sürdüğü bohem hayat tarzı ile dikkat çeken dönemin genç şairi, ülkeye geri döndüğünde “Örümcek Ağı” ve “Kaldırımlar” adlı şiir kitaplarıyla genç yaşta çağdaş şairler arasında anılmaya başlandı.

Beklenen adlı şiir en kısa ama en çok bilinen şiirlerindendir.
Beklenen adlı şiir en kısa ama en çok bilinen şiirlerindendir.

1934 yılı edebiyat dünyasında hayranlık uyandıran ve heyecan veren Necip Fazıl Kısakürek için bir dönüm noktası niteliğindeydi. Şöhretinin zirvesinde olmasına rağmen felsefi arayışlarından vazgeçmeyen usta şair, bohem yaşamının doruk noktasındayken Beyoğlu Ağa Camisi’nde vaaz vermekte olan Abdülhakim Arvasi ile tanıştı ve ondan bir daha kopamadı.

Daha sonraları onun için; 1940 yılında;

“Allah dostunu gördüm, bundan altı yıl evvel,
bir akşamdı ki, zaman donacak kadar güzel.”

?Bana, yakan gözlerle, bir kerecik baktınız;
?Ruhuma, büyük temel çivisini çaktınız!?

diyeceği bu büyük insan, onun hayatında yeni bir devrin başlamasına vesile olur ve üstat, hayatında meydana gelen bu değişikliği şu mısralarla özetler:

?Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum;
Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum…?

Bu tanışma ile birlikte tasavvufu yaşamının bir parçası haline getiren Necip Fazıl’ın hemen hemen hepsinde ahlak felsefesinin savunulduğu tiyatro eserlerini yazması da yine bu döneme rastlamaktadır. Türk tiyatrosunun en önemli eserlerinden biri olan ” Bir Adam Yaratmak” da bu dönemde kaleme alınmıştır.

\" \"bir
“Bir Adam Yaratmak” adlı eserden.

Necip Fazıl’ın Türk Edebiyatındaki önemi, yalnızca şiirleri ve oyunlarıyla sınırlı değil elbette. Çıkardığı dergiler ve yayın hayatındaki mücadelesiyle fikir hayatına da zenginlik getiren Necip Fazıl’ın 1936 yılında zar zor 17 sayı çıkarabildiği Ağaç Dergisi, dönemin ünlü edebiyatçılarının toplandığı bir okul niteliği kazanmıştı. Anacak dönemi tek parti hükümetine şiddetli bir muhalefet sürdüren ve bu nedenle de dergisi sürekli kapatılan şair hakkında yüzlerce dava açıldı ve yıllarca hapis cezası ile yargılandı. Necip Fazıl, bir kaç yıl hapis yatmasına rağmen fikir mücadelesinden asla yılmadı. Büyük Doğu, Yeni İstabul, Son Posta, Bugün, Milli Gazete ve Tercüman gibi gazetelerde farklı isimlerle yazı ve şiirlerini yayımlatmaya devam etti.

Necip Fazıl fikirleri yüzünden hapis yatan edebiyatçılarımızdan.
Necip Fazıl fikirleri yüzünden hapis yatan edebiyatçılarımızdan.

Sultan-üş Şuara

Verdiği mücadeleden sanatıyla ve fikirleriyle galip çıkan Necip Fazıl Kısakürek, 1980 yılında Kültür Bakanlığı Büyük Ödülünü, 1981’de Milli Kültür Vakfı Armağanı’nı, 1982 yılında ise Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülünü almaya hak kazandı. Türk Edebiyat Vakfınca verilen beratla “Sultan-üş Şuara” yani “şairlerin sultanı” unvanını kazanan şair, 25 Mayıs 1983 yılında aramaızdan ayrıldı. Bizlere şiirlerini ve düşüncelerini anlattığı binlerce yazı bırakarak.

Necip Fazıl'ın ebedi uykusunda yattığı yer Eyüp'tedir ve sadece kendi imzası bulunmaktadır.
Necip Fazıl’ın ebedi uykusunda yattığı yer Eyüp’tedir ve mezar taşında sadece kendi imzası bulunmaktadır.

 

Yazının Hazırlanmasında Faydalanılan Kaynaklar:
http://www.kolikler.com/liste/cevap/14100/Necip-Fazil-Kisakurek
http://www.necipfazil.com/biyografi.htm
http://tr.wikipedia.org/wiki/Necip_Fazıl_Kısakürek
http://n-f-k.com/
http://www.antoloji.com/siir/sair/sair.asp?sair=110

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Bir önceki yazımız olan Farid Farjad: Kemanı Ağlatan Adam başlıklı makalemizde ABDI YAMINI, ANROOZHA ve AYRILIK hakkında bilgiler verilmektedir.