Önceki yüzyıllara ışık tutmuş, ilim irfanı yüksek insanlar ile bugün karşılaşıp konuşma fırsatımız elbette yoktur. Ancak ağızdan ağıza ya da yazılarak bir sonraki çağlara devredilen eserleri sayesinde bu kiiler hakkında detaylı bilgi sahibi olabilme fırsatımız vardır. Bulardan biri hatta en önemlilerinden birisi hiç şüphesiz hayatının uzun bir dönemini Konya’da geçirmiş olan Hazreti Mevlana’dır. Kente damgasını vuran ve neredeyse onunla beraber anılan Hazreti Mevlana’nın en önemli özelliklerinden birisi de Hitabet Sanatı ile yakından ilgili olması ve kiminle nasıl konuşacağını bilmesiymiş. “Kim olursan ol yine gel.” gibi kısacık bir cümle ile onun felsefesini ve hayata bakış açısını ne de güzel özetlemektedir. Onun gibi olmak zor olsa da yaptıklarından esinlenmek hiç de zor değil. Gelin isterseniz Mevlana’nın en önemli özelliklerinden birisi olan kitlelere seslenme ve hitabet sanatında nelere öncelik verilmesi gerektiğine kısaca bir göz atalım.

Hem ruhsal hem de edebi olarak yüzyıllara yayılan o kadar güçlü bir hikâye ki onunki, aslında yazarına da fazlaca söz bırakmıyor.![]()
Yunus Emre kimdir? Ya da şöyle sorayım, bizim Yunus’u bilmeyen var mıdır? Hepimiz biliriz onu, en mühimi de severiz, hem de çok severiz… Niyesi belli, çünkü Yunus’uzdur hepimiz. Kendini Anadolu’da yeniden yaratmış Türk insanının bizzat özüdür o. 13. yüzyıl Anadolusu’nda yaşamış bu derviş, bu şair, bulduklarıyla değil aradıklarıyla, büyük arayışıyla ve çilesiyle temsil eder bizi.
![]()
Bir gün bir edebiyat profesörü incelediği mesnevide bir şeylerin yolunda gitmediğini fark eder. Daha doğrusu mesnevi türünde daha önce görmediği bazı tuhaflıklar vardır şiirde. Anlamadığı ifadeler vardır. O, kendinden önceki araştırmacılar-edebiyatçılar gibi yapmaz ama. Okuyup geçmez, anlamadıklarından vazgeçip, anladığı yerler üzerine yoğunlaşmayı tercih etmez.
Daha önce yedi roman yazan, Türk Edebiyatı’nın en kısa sürede en çok satan kitabı “Aşk” ile adını dünya çapında duyuran ve her kitaptayeni bir dünyayı keşfetmeyi amaç edindiğini söyleyen Elif Şafak, ülkemizin en çok okunan ve dolayısıyla en çok tartışılan isimlerinden biri.
Nuri Bilgin ile Şafak Akayman’ın kızları olarak (Bilgin o sıradafelsefe doktorasını yaptığı için) 25 Ekim 1971 tarihinde Fransa, Strasbourg’da dünyaya gelen Elif Şafak, kısa bir süre sonra anne vebabasının ayrılma kararı alması ile annesinde kalmaya başladı. HalaEge Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı olan Bilgin’in İzmir’e dönmesi yüzünden uzunca bir süre babasını görmeyen Elif, Bilgin’den sekizinci yaş gününde gönderdiği tebrik kartına dek haber alamadı. Diplomat olan annesi Şafak ile yaşayan Elif, ilkokula İspanya, Madrid’de başladı; Amman’da devam etti.